Geçen gece yıldırım düştü apartmanın karşısındaki direğe. Elektrikler kesildi kablolar yerlerde bildiğin alev aldı ortalığı kıvılcımlar falan.
O gün de aayla ile konuşacaktık sözde gerçi o da ekti sonradan beni neyse baktım evde olacak gibi değil mum ışığında tek başına vakit geçmiyor bir arkadaşın barına gittim.
Orada da yok elektrikler ama ortam on numara olmuş. masalarda 5 'er 6'şar mum bizim arkadaş vermiş elemanın birinin eline gitarı her gece teknoda koptuğumuz barda akdeniz akşamlarları çalıyor.
Tüm müşteriler assolist modunda sanki 40 yıllık şarkıcı edasıyla bağıra bağıra şarkıya eşlik ediyor.
Geçtim oturdum kuytu köşede kalmış boş bir masaya biram çerezim geldi birde arkadaş sağolsun jest yaptı patates kızartmamı yolladı. bir yandan içiyorum bir yandan milleti seyrediyorum.
Genel izleyici olmak bazen çok eğlenceli oluyor insanların hareketlerini tepkilerini izlemeyi seviyorum.
Arkadaşım aradı o arada sana geldim sen yoksun görüşelim müsaitsen diye. Çıktı geldi o da bara...
Hoşbeş sohbet derken şu noktaya geldik;
X: Paşam şu grup üniversiteli galiba sağlam hatunlar var grupta kesiyor musun?
E.A.: Dostum onlar liselidir. Karanlıkta sana öyle gelmiştir.
X: Büyümüş bunlar paşam baksana selülitleri de çıkar bunların yakında.
Şimdi bahsi geçen grubun içerinde erkeklerde var. Kesmekte olduğum kızdan bir an gözümü kaçırınca farkettim. :)
E.A.: Dostum erkekleri gördün mü?
X: Attırayım mı mekandan Y. gözünün yaşına bakmaz onların basar tekmeyi. Ama bizim hesabı kabartır puşt :)
E.A.:Dostum boş konuşma ereklerin içinde sakalı olan var mı?
X: Bir daha seninle içmem ben sapıttın lan sen :) (sondaki gülücük simgesini geçiştirmeyin sağlam bir kahkaha attı herkes bize bir dönüp baktı en azından :) )
E.A.: Erkeklerin içinde sakallı yok. Demek ki bunlar liseli grup. Ayrıca gay de olabilirler eğer gaylerse sana gaysınlar :)
Böyle bir muhabbetin ardından ardından arkadaş ağzını bile açmadan kalkıp benim kestiğim kızın yanına gitti. Aralarında şöyle bir muhabbet geçmiş...
X: Pardon kimlik görebilir miyim?
Kız: Siz kimsiniz?
X: Kimliğinizi kontrol edebilir miyim?
Kız 'ın ark.: Sen kimsin be
Kız: Polis misin?
X: Barın güvenliğinden sorumluyum.
Kız 'ın ark.: Biz birşey yapmadık ki.
X: Yaptınız demedim zaten.
Kız: Kimlik neden soruyorsun o zaman polis gibi.
X: Ben güvenliği sağlamaya çalışıyorum hanım efendi.
Kız: Ne güvenliği be git kendini koru sen.
X: Durum ciddi. Şu masadaki arkadaş sizi fena kesiyor(beni göstererek). Kusura bakmayın ama o bakışmaların sonunda burayı alev alabilir. Sigorta şirketine ödeme için rapor tuttururken sizin adınızı vermek durumunda kalacağız.
Kız: Onun kimliğine baktın mı? :)
X: Göstermek istemedi malesef
Kız: Şu kağıdı ona götürürsen gösterir sanırım.
Kız numarasını göndermiş bende mesaj atıp yanıma davet ettim. İki kız geldiler sohbet ettik bir şeyler içtik Cumartesi akşamına sözleştik.
Bu gün telefonla görüştük yarın akşam bende toplanıyoruz. Geçen akşam muhabbetleri tatlıydı yarın da öyle olur umarım.
Kızların adını sonradan öğrendiğimizden adlarını etikete yazdım :)
26 Şubat 2010 Cuma
20 Şubat 2010 Cumartesi
Tarzını sevdim dostum Silvio
Üniversiteye başlamadan bir sene önce başladım koşuşturmaya. Üniversite hayatım boyunca çalışmaya devam ettim. Ailemin bana bir çok imkanı sağlamasına rağmen mümkün olduğunca çabuk ayaklarım üzerinde durmak istedim.
İlk girişimimi üniversiteye başladığım ay yaptım. Cebimdeki bütün paramı o işe yatırmıştım. Çok yüksek bir meblağ değildi fakat elimdeki tüm paramdı. 1 hafta sonra bir akşam evde oturup hesap yapınca farkettim ki batmışım. Arkadaşımdan borç alarak farklı bir iş peşinde koşmaya başladım ve 2. denememden sonra kazanmaya başladım.
Üniversitem bitti. Bir şirketin kilit pozisyonlarından birinde işe başladım. Aynı zamanda kendi şirketime sahibim ve iş dünyasında haddinden fazla yer alıyorum. Bu durumda kendini övüyorsun demeyin hemen bana. Kalbur üstü bir insan olduğum konusunda hiç bir iddiam olmadı bu güne kadar. Kendi yağımda kavruldum kendimce.
İş ilişkilerimi güçlendirmek ve işleyişi hızlandırabilmek adına kalbur üstü insanlarla da çok takıldım. Yeri geldi 60 yaşında dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan halbuki ciğeri üç kuruş etmez adamlarla iş konuşup yemek yemek için arkadaşlarımla buluşup eğlenemediğim zamanlar oldu.
Pişman değilim tabii bu durumdan. Ben hırslarım uğruna mücadele ettim. Etmeye de devam edeceğim.
Tek bir dezavantajım var hayatta. Rahat değilim.
Yazı bu noktada başlıyor aslında buranın üzerine kalan kısmı okumak istemezseniz saygı duyarım :)
İmajım, duruşum, konuşma tarzım çok önemli oldu benim. Kimlerle gezdiğim, nerelerde gezdiğim önemli oldu.
Kelimeler eğer ki kafamı duvarlara vuracak sinirlenmediysem hep seçilerek çıktı. Kesin konuşmaları çok fazla yapmadım. Ucu açık yaşadım hayatı. Yarına garanti vermedim. Zaten yarın yaşayacak mıyım onu da bilmiyorum ki. Neyin garantisi var?
Çevremdeki bir çok kişi için de aynı durum söz konusu. "Genç girişimci" ya da genelleyerek söylersek "girişimci" sıfatını taşıyan muhataplarım ya da araştırığım kişilerin hepsinde az çok aynı durum söz konusu.
Bunun tersini yapabilen ender güçlü insan var. İşte Silvio buradan sonra bana eşlik edecek yazımda.
Silvio 1994 yılından beri siyasetin içerisinde. O, İtalya Başbakanı, ülkesinin en güçlü adamı ve dünyanın en güçlüleri arasında 24. sırada.
Adı defalarca yolsuzluk ile anıldı. Siyasi gücünü her zaman kendi çıkarları için kullandı. Bir yığın hatunla fingirdeşti.
Şimdi bazı çevrelerde benim hatunlarla yaşadıklarım duyulsa itibarım sıfıra iner. Halbuki herkes fırsatını bulsa bulduğunu götürür. Siyasi bir güç ile iş yapsam mahkemeye kadar bile beklemeden ipimi çekerler.
Silvio bu işi çok iyi biliyor. Yapmadığı kalmadığı halde kitleleri arkasından sürükleyebiliyor.
Belkide hayata Silvio tarzıyla bakmayı öğrenmemiz lazım.
Bir kaç resim ve video Silvio Berlusconi ile ilgili tanıyın ve takip edin onun tarzını.
Yazı fazla uzun olduğundan yazının devamına ekliyorum
Yazı fazla uzun olduğundan yazının devamına ekliyorum
19 Şubat 2010 Cuma
remember remember the fifth of november
Hatırladım: 1. Sınıfta bir kıza aşıktım geçen gün muhabbet arasında bahsi geçmişti adını hatırladım kızın.
Dinledim: Flo Rida - Touch Me
Yedim: Mükemmel bir pizza
İçtim: Absolut Vodka + Burn +Schweppess Bitter Lemon
İzledim: Reklamları
Yürüdüm: 10Km Aslında koşacaktım kaytarmış oldum yürüdüm.
Yuh dedim: Mezarlığın duvarına yaslanmış sevişen liseli gençleri gördüm.
Tüh dedim: Riske girmemek için elimde ki kağıtları elden çıkartmıştım. Yazık oldu.
Kaçırdım: Ortağıma yemek ısmarlatacaktım geç kaldım.
Aldım: Yazıcı için toner fakat muhtemelen yarın bitecek.
Beğendim: Adını bu gün öğrendiğim birinin adını.
Nefret Ettim: Çalışanlarımdan birinin ağzını şapırdatmasından.
Karar verdim: Yukarıda bahsettiğim kişinin işine son vereceğim.
Karar verdim: Adını sevdim asılacağım.
Karar verdim: Naz yapana ikinci şans vermeyeceğim.
Karar verdim: Arabamı daha az kullanıp daha çok yürüyeceğim.
Karar verdim: Çalışanlarımdan birine blöf yaparak ağzını arayacağım.
Karar verdim: Kendime atılgan zeki ve aktif rol oynayabilecek bir eleman alacağım.
Unutmayacağım: Arabayı yarın bakıma götürmeyi.
Hatırlatacağım: Yazı başlığında ki cümlenin bir filmde geçtiğini ve liste hatırla ile başladığında aklıma o repliğin geldiğini ve bu yüzden başlık yaptığımı. Filmin adının v for vendetta olduğunu.
Bitireceğim: Yazıyı ve şimdi hadi iyi geceler.
18 Şubat 2010 Perşembe
İşte bu kadar dağınık kafam.
- Çalıştığım şirketin 1070$ olarak faturalandırdığı ihracattan atladığım bir nokta yüzünden 2400$ boşa para harcadım. Zararı götüme kaçırdım.
- Bir gün içerisinde iki kez radar cezası yedim. Biri 132 Km/h diğeri ise 91 Km/h Aynı noktada ve 1 saat arayla. Polis "gözümüz yollarda kalmıştı sonunda gelebildin bizim de çevirme bitmiş oldu sayende dedi. Moral oldu adamlar beni beklemiş sağolsunlar.
- Kendi şirketimi sır gibi saklıyordum fakat çalıştığım yerdeki bazı kişiler bilgiye ulaşmışlar. Nerede açık verdiğimi bulamıyorum gerçi bilmelerinin bir zararı yok ama nasıl öğrendiler bilmek istiyorum.
- Ortağımın suratına dün gece avazım çıktığı kadar bağırarak küfür ettim. "ben gidiyorum" dedi sadece şaşırdım stresimi aldı ama insan bir laf söyler lan.
- Ortağımı bu sabah kahvaltıya götürdüm üzerime orta şekerli türk kahvesi döküldü yenisi geldi onu da içene kadar kalkmak zorunda kaldık.
- Dün gece içtiğim bir vodka beni çarptı yatağa nasıl girdiğimi hatırlamıyorum canım sıkkınken içmemeye gayret edeceğim.
- Kardeşim okulunda kavga etmiş bu sabah okuluna gidip öğretmeniyle görüşmek zorunda kaldım. "Kız dediğin ağır başlı olur" diye uyardığım kardeşim "hakkımı yediremem kimseye kusura bakma abi" diye cevap verdi. Gurur duydum kendisiyle ama yinede kavga etmesi hoşuma gitmedi.
- Abaza kaldım son zamanlarda. kendime itiraf etmeye utanıyorum.
- Noterde 4 saat boş boş oturmak zorunda kaldım. İnsanlarda ticaret ahlakı olmalı.!
- Çok güzel bir ihaleye bu sabah teklifi verdik. Allah utandırmasın diyelim.
14 Şubat 2010 Pazar
İlk Metresim
Şimdi bir önceki yazımda metres kelimesini kullanınca bu başlıkta metreslik düşüncesini anlatmak istedim.
Evli Adam blogunda eskortlardan bahsediyor. Aslında benimki de onun gibi bir şey.
Vardı bir zamanlar benimde metresim. Kendisine ev açtım eşyasıdır alışverişidir doldurduk evi bir şekilde. Her gün uğramasam da haftada birkaç kez uğradığım ikinci bir evim olmuştu. Oraya gidip stres atıyordum.
Nereden çıktı bu metreslik olayı önce onu anlatayım.
Lise mezunu, 25 yaşında bir hanım kızımızdı Eda. Babası alkolik işsiz, annesi ev hanımı bir de abisi vardı babasıyla kavga ettikten sonra uğramaz, aramaz, sormaz olmuş.
Eda tek başına bir giyim mağazasında çalışıp aldığı asgari ücretin yarısı kadar maaşıyla ailesini geçindiriyordu biz tanıştığımızda.
Rahat bir kızdı bende rahat davranıyordum yanında. Herhangi bir ilişkimiz yoktu sohbetlerimiz dışında. Ara sıra şirkete geldiğinde bir kahvemi çayımı içer sohbetimizi ederdik giderdi.
Bir gün gece can sıkıntısından telefon ettim. Baktım sesi çok sönük geliyor biraz sıkıştırıp derdini anlattırdım.
Bankadan kredi çekmek zorunda kalmışlar bunlar piyasa borçlarını kapatmak için. O zamanlar güzel bir işte çalıştığından ödeyebiliyormuş ama yeni işine başladığından beri yani yaklaşık 6, 7 aydır ödeyemiyormuş.
Ya intihar edip kendimi kurtaracağım bu borçtan ya da kendimi satıp öyle ödeyeceğim borcumu dedi.
İntihar fikrini bir kere sildik konuşurken kafasından ama kendini satma konusunda ciddi olup olmayacağını bilmediğimden biraz deşeleyip ağzını aradım.
Eda ciddi. Satmayı koymuş kafasına.
Teminli davranarak ilk müşterisi olabilmeye çalıştım bir süre sonra. Baktım işin oluru var hem **.*** TL şeklinde yazılan yüksel miktarda bir paraya ihtiyacı var. Farklı bir teklif sundum.
1 Yıl boyunca benim ayarladığım evde yaşayacak. Evin masrafları bana ait olacak. 1 yıl içerisinde borcu kapanacak. Borcu kapandıktan sonra istediği yere gidip benimle tüm iletişimini kopartabilecek.
Yaklaşık bir hafta kadar düşündükten sonra kabul etti teklifimi. Bir ev bulup kiraladık. Eşyaları hazırlatıp evi oturulabilir bir hale getirdikten sonra anahtarı verdim kıza.
O zamanlar yeni bir şirket kurmuştuk. Kısa vadeli bir işten maksimum kar elde edip şirketi kapatacağız. Piyasa içerisinde hareketlilik çok fazla ve gün içerisinde çalışanlarımdan daha fazla yoruluyorum ortağımla. Genciz, sektörde acemiyiz, ilk büyük girişimimiz stres hat safhada.
Bu yüzden kızın yanına eve yerleştiği ilk birkaç gün uğrayamadım bile. Sadece telefonlara cevap veriyorum. ihtiyacı neyse elemanlardan biriyle eve gönderiyorum o kadar.
Eve çıktığının 5. ya da 6. günüydü tam emin değilim. Akşam saat 11 de telefon edip geleceğimi haber verdim ve gittim eve. Oturduk biraz sohbet ettik ne durumda olduğunu sordum. Bir şikayeti yoktu. Dışarı çıkıp beraber yemek yedik. Alsancakta bir barda oturup birkaç bira içtik sonra eve doğru yola çıktık.
İlk postayı yiyeceğini bildiğinden kız biraz çekingenleşti. Arabada bende fazla konuşmadım.
Eve girerken sevişmeye başladık ve o gece halvet olduk.
Her gün uğra(ya)mıyor olsam da hafta da en az 4 gün görüşüyorduk. Her gün elemanlarımdan biriyle eve bir miktar para ve ihtiyacı olabileceği birkaç şey gönderiyordum. Görüşmelerimiz seksten ibaret oluyordu ara sıra dışarı çıkartıyordum onu. Genelde giymesini istediğim kıyafetleri alması için para veriyordum hoşuma gitmeyen kıyafetlerini sevişirken yırtıyordum. Gerçi ben yırtsam da genelde yine o tarz kıyafetlerde alıyordu.
Borcunun son kısmını ödediğim akşam isterse kalabileceğini gitmek isterse de saygı duyacağımı söyledim. Bir şey demedi. Yaklaşık bir ay daha evimde kaldıktan sonra babası vefat etti. Eda annesiyle birlikte abisinin yanında yaşamaya başladı.
Abisinin yanında kaldığı ilk zamanlarda telefonda sevişmeye devam ettik bir kaç sefer de yanına gittim otelde beraber birkaç saat geçirdik. Sonradan kopmak zorunda kaldık birbirimizden.
Bir çok yönden benim için avantajlı olmuştu bu metres durumu. İlk ve son metresim de o dur. Bir yenisini bulana kadar...
Eda ile aramızdaki ilişkiyi bir tek ortağım biliyordu. Ona göre fırsatçı puştun tekiydim Edaya karşı. Lakin alan razı veren razı olduktan sonra ben puştluk olarak görmüyorum olayı. Zorla alıkoymadım kimseyi.
Daha fazla bahsedeceğim Eda dan. Zamanla...
Evli Adam blogunda eskortlardan bahsediyor. Aslında benimki de onun gibi bir şey.
Vardı bir zamanlar benimde metresim. Kendisine ev açtım eşyasıdır alışverişidir doldurduk evi bir şekilde. Her gün uğramasam da haftada birkaç kez uğradığım ikinci bir evim olmuştu. Oraya gidip stres atıyordum.
Nereden çıktı bu metreslik olayı önce onu anlatayım.
Lise mezunu, 25 yaşında bir hanım kızımızdı Eda. Babası alkolik işsiz, annesi ev hanımı bir de abisi vardı babasıyla kavga ettikten sonra uğramaz, aramaz, sormaz olmuş.
Eda tek başına bir giyim mağazasında çalışıp aldığı asgari ücretin yarısı kadar maaşıyla ailesini geçindiriyordu biz tanıştığımızda.
Rahat bir kızdı bende rahat davranıyordum yanında. Herhangi bir ilişkimiz yoktu sohbetlerimiz dışında. Ara sıra şirkete geldiğinde bir kahvemi çayımı içer sohbetimizi ederdik giderdi.
Bir gün gece can sıkıntısından telefon ettim. Baktım sesi çok sönük geliyor biraz sıkıştırıp derdini anlattırdım.
Bankadan kredi çekmek zorunda kalmışlar bunlar piyasa borçlarını kapatmak için. O zamanlar güzel bir işte çalıştığından ödeyebiliyormuş ama yeni işine başladığından beri yani yaklaşık 6, 7 aydır ödeyemiyormuş.
Ya intihar edip kendimi kurtaracağım bu borçtan ya da kendimi satıp öyle ödeyeceğim borcumu dedi.
İntihar fikrini bir kere sildik konuşurken kafasından ama kendini satma konusunda ciddi olup olmayacağını bilmediğimden biraz deşeleyip ağzını aradım.
Eda ciddi. Satmayı koymuş kafasına.
Teminli davranarak ilk müşterisi olabilmeye çalıştım bir süre sonra. Baktım işin oluru var hem **.*** TL şeklinde yazılan yüksel miktarda bir paraya ihtiyacı var. Farklı bir teklif sundum.
1 Yıl boyunca benim ayarladığım evde yaşayacak. Evin masrafları bana ait olacak. 1 yıl içerisinde borcu kapanacak. Borcu kapandıktan sonra istediği yere gidip benimle tüm iletişimini kopartabilecek.
Yaklaşık bir hafta kadar düşündükten sonra kabul etti teklifimi. Bir ev bulup kiraladık. Eşyaları hazırlatıp evi oturulabilir bir hale getirdikten sonra anahtarı verdim kıza.
O zamanlar yeni bir şirket kurmuştuk. Kısa vadeli bir işten maksimum kar elde edip şirketi kapatacağız. Piyasa içerisinde hareketlilik çok fazla ve gün içerisinde çalışanlarımdan daha fazla yoruluyorum ortağımla. Genciz, sektörde acemiyiz, ilk büyük girişimimiz stres hat safhada.
Bu yüzden kızın yanına eve yerleştiği ilk birkaç gün uğrayamadım bile. Sadece telefonlara cevap veriyorum. ihtiyacı neyse elemanlardan biriyle eve gönderiyorum o kadar.
Eve çıktığının 5. ya da 6. günüydü tam emin değilim. Akşam saat 11 de telefon edip geleceğimi haber verdim ve gittim eve. Oturduk biraz sohbet ettik ne durumda olduğunu sordum. Bir şikayeti yoktu. Dışarı çıkıp beraber yemek yedik. Alsancakta bir barda oturup birkaç bira içtik sonra eve doğru yola çıktık.
İlk postayı yiyeceğini bildiğinden kız biraz çekingenleşti. Arabada bende fazla konuşmadım.
Eve girerken sevişmeye başladık ve o gece halvet olduk.
Her gün uğra(ya)mıyor olsam da hafta da en az 4 gün görüşüyorduk. Her gün elemanlarımdan biriyle eve bir miktar para ve ihtiyacı olabileceği birkaç şey gönderiyordum. Görüşmelerimiz seksten ibaret oluyordu ara sıra dışarı çıkartıyordum onu. Genelde giymesini istediğim kıyafetleri alması için para veriyordum hoşuma gitmeyen kıyafetlerini sevişirken yırtıyordum. Gerçi ben yırtsam da genelde yine o tarz kıyafetlerde alıyordu.
Borcunun son kısmını ödediğim akşam isterse kalabileceğini gitmek isterse de saygı duyacağımı söyledim. Bir şey demedi. Yaklaşık bir ay daha evimde kaldıktan sonra babası vefat etti. Eda annesiyle birlikte abisinin yanında yaşamaya başladı.
Abisinin yanında kaldığı ilk zamanlarda telefonda sevişmeye devam ettik bir kaç sefer de yanına gittim otelde beraber birkaç saat geçirdik. Sonradan kopmak zorunda kaldık birbirimizden.
Bir çok yönden benim için avantajlı olmuştu bu metres durumu. İlk ve son metresim de o dur. Bir yenisini bulana kadar...
Eda ile aramızdaki ilişkiyi bir tek ortağım biliyordu. Ona göre fırsatçı puştun tekiydim Edaya karşı. Lakin alan razı veren razı olduktan sonra ben puştluk olarak görmüyorum olayı. Zorla alıkoymadım kimseyi.
Daha fazla bahsedeceğim Eda dan. Zamanla...
12 Şubat 2010 Cuma
Seni Metresim Yapasım Var
EA:Alo Merhaba ?
K: Merhaba... Barış?
EA: Benim buyrun?
K: Ben K. geçen gün İzmir'e beraber dönmüştük. Otobüste tanışmıştık.
EA: Hm evet hatırladım. Nasılsın?
K: İyiii sen?
EA: Şirketteyim. Koşturmaya devam yani.
K: İzmir'de olmana sevindim. Hafta sonu İzmir daha Güzel
EA: (İzmir 'i bana mı anlatıyorsun? Laf söylemiş olmak için söylenir mi yahu mantıklı hamle yap.)(Tabii içimden söylüyorum bunları)
K: Nerede takılıyorsun hafta sonu?
EA: Şehir merkezinde olmayacağım.
K: Yoğunsun yani...
EA: Arkadaşlarla olacağız hafta sonu için rezervasyon yaptırdık. Davet edilmek ister misin?
K: Nerede rezervasyonunuz?
EA: ****** de...
K: Gelmek isterdim ama erkek arkadaşım izin vermez.
EA: Anladım sen bilirsin.
K: Kimlerle gidiyorsun.
EA: Dostlar
K: Güzel olacak senin için.
EA: Aksilik çıkmazsa öyle.
K: Ben sana akşam haber versem olur mu davetine vereceğim cevabı?
EA: Olabilir.
K: Akşam ararım o zaman. Numaramı da almış oldun canın sıkıldığında arayabilirsin.
EA: Sıkılırsam ararım tamam. Görüşürüz.
K: Görüşürüz.
Akşam-Az önce oluyor yaklaşık
K: Canım merhaba
EA: Merhaba
K: Ararım demiştim aradım bak :)
EA: Süpersin (Aslında iğrençsin demek isterdim.)
K: Ne zaman çıkacaksınız yola?
EA: Sabaha karşı 3 de çıkmayı düşünüyoruz.
K: Davetin geçerliyse hala gelebilir miyim sizinle?
EA: Tabii olabilir. Adres verirsen alırım seni de gece. Hatta biraz erken alayım istersen bana geçeriz?
K: Güzel olur sanırım.
EA: Birde baştan söylemem gerekiyor. Oda sıkıntımız var.
K: Beni aldığında konuşuruz onu olmaz mı?
EA: Tamam hazır olduğunda haber ver.
K: Tamam canım kapatıyorum bay bay (Telefonu kapatır)
11 Şubat 2010 Perşembe
Sadece Düşman Değil Arkadan Vuran
"Hak yolu varken niye bok yolu" demeyin. Bizim işimiz ne hak ne bokla değil.
İlk anal zorlamamda hatunun gözlerinden yaşlar gelmişti. Daha ucu bile doğru düzgün içeri bakınamadan kız çığlık çığlığa gözyaşlarıyla kaçmaya çalıştı önümden.
Bıraktık tabii yarıda. Hayal kırıklığı.
Başladım biraz daha bebek yağı sürüp parmaklamaya. Bir parmak, İki parmak
-Üçüncüyü denersen öldürürüm seni Erkek Adam
+Hatun tamam, acımayacak bu sefer söz...
Sanki iğne yapıyorum. Sinek ısırığı kadar acıtacak o kadar. :)
Neyse ikinci denemede biraz daha iyi bir ortalama ile girebilmiştim içerisine.
Hatunlar için zararı oluyormuş anal seks yapmanın ama ben istediğimde hatun veriyorsa. Zarar kısmına pek takılmam.
Resimdeki gibi bir doggy pozisyonundan sonra oral seks ve vücuda dökülen incilerle kapanış olmazsa olmazdır...
9 Şubat 2010 Salı
Dudağının kenarında ki döller
Küçük çocukların en sevimli halleri en pasaklı oldukları halleridir bence. Henüz evli olmadığımdan çocuk sahibi değilim fakat komşumun küçük oğlu sayesinde kendimi baba gibi hissetmeye başladım :)

Daha emeklemeyi beceremezken bile beni gördüğünde yüzü gülerdi. Şimdi de değişen bir şey yok. Elinde küçük kasesiyle kapıma kadar zoraki merdivenleri çıkıp kapımı çalıyor. Annesi de peşinden tabii...
Ne yerse yesin eli yüzü bulaşık oluyor. İşte o halleri en sevimli halleri oluyor çocukların.
Çocuk muhabbeti bu kadar yeter tabii ki çocuk pornosuna çevirmeyeceğim işi :)

Hatunların da ilişki sonrasında dudaklarının kenarında ya da vücudunun herhangi bir yerinde menileri görmek hoşuma gidiyor. Kapanışı ağzına, yüzüne, göğüslerine ya da vücudunun herhangi bir yerine boşalarak yapmak... Belki de işin en zevkli yanı bu...
Bukkake mevzusundan bahsedeceğim birara şimdiden biraz değineyim dedim.
Al dedi, yala dedi, yut dedi
Şu internette dolanan videoyu izlemeyeniniz yoktur sanırım. Al dedi Git dedi... Fiat reklamında da kullanıldıktan sonra bende çok sık kullanmaya başladım bunu. İzlemeyen varsa yuh diyerek geçiyorum bu konuyu.
Nastenka 'nın blogunu okuyanlar oral seks konusuna onun ne kadar değindiğini bilirler. Yoksa onu okuyan tavsiye ederim bir göz atın.
Onun bir yazısında erkek arkadaşıyla oral seks yaptıktan sonra erkek arkadaşının konuya hiç değinmemesinden bahsediyordu. Buradan başlayıp devam edeceğim konuma.
Lise son sınıftaydım ilk oral deneyimimi yaşadığımda. O zamanlar ki beraber olduğum hatunu ikna edene kadar canım çıkmıştı.
Çeşitli şekillerde birbirimizi tatmine etmekle yetiniyorduk. Çok açılamıyordu hatun haklı olarak. Zaten mekanlarda otururken çok fazla alternatif şansımız olmuyordu. Eve gittiğimiz ender zamanlarda ise ona gaz verip yalatabilmek adına çok çaba sarf ediyordum.
Bir gün nihai amaca ulaşabildim. Hatun kabul etti oral seks yapmayı. İkimizin de ilk tecrübesi olacağından ve kızın her an vazgeçme potansiyeli yüksek olduğundan çok dikkatli yaklaşıyordum kıza.
Önümde diz çöktürüp eline verdim titreye titreye otuzbir çekmeye başladı. Bir yandan da felaket derecede yutkunuyordu daha otuzbir çekerken bile.
Tuttuğu aleti usulca ağzına yaklaştırdı. Heyecan ikimizde de hat safhalarda tabii.
Usulca ağzına alıp yalamaya başladı.
Heyecandan ya da korkudan artık sebebini tam olarak bilemiyorum gözlerini dahi açmadan çok sakin hareketlerle oral tecrübesini edinmeye çalışıyordu.
İşimiz bittip ben ağzına boşaldıktan ve dölleri tükürüp ağzını yüzünü yıkadıktan sonra başını göğsümün üzerine koydu ve uzandık öylece.
Ne ben aldığım zevki anlatabiliyordum ne de o neler hissettiğini.
"Hoşuna gitti mi?" diye sordum. Ses çıkartmadı. Üstelemedim, sonuçta zaten cevap vermek istese verirdi diye düşündüm.
Bir süre sonra aynı soruyu o bana sordu.
-Hoşuna gitti mi?
Eğer onun hoşuna gitmediyse acaba ters tepki gelir mi düşüncesiyle ben sadece "evet" diyebildim. Ardından yine bir sessizlik oldu ve gitmek istediğini söyledi.
Akşam üzeri bir mesaj geldi, "Bir daha ki sefer yutmak istiyorum."
Not: Resim http://www.flickr.com/photos/9221552@N04/617046286/ adresinden çalıntı.
8 Şubat 2010 Pazartesi
Erkek Beyni Malzeme Sıkıntısı Çekmez
İş için gittiğim bir şehirden ayrılırken oradaki tanıdığım bir arkadaşım sayesinde bir bayanla tanıştım. Güzel giyimli bakımlı ve sakin/sessiz bir bayandı. Merhabadan ibaret kaldı otobüse binene kadar sohbetimiz.
Otobüs yolculuklarını sevmemin sebebi de bu. Çok sık seyahat eden biri olmasam da genelde iş amaçlı seyahatleri yalnız gidip geldiğim için otobüs ile yapıyorum. Bir çok farklı insanla tanışıyorsun. Diğer türlü arabada tek başına bitmek bilmiyor yol.
Otobüste ön tarafta oturuyordu bayan arkadaş koltukta yalnız oturduğum için otobüs kalkmadan yanına gidip yanıma davet ettim kendisi. Kırmadı geldi.
Okul muhabbetiyle başladık sohbete. Üniversite öğrencisiymiş, Sınavları bittiği için İzmir 'e dönüyormuş ailesinin yanına. Bana ne iş yaptığımı sordu üstün körü anlattım. Biraz oradan biraz buradan sohbeti ilerlettik.
Biraz hoş bir bayan varsa karşımda dayanamayıp yazma moduna geçiyorum. Yanımdaki bayana da hissettirmeden o tarz bir yaklaşımda bulundum. Hafiften eridiğini hissedince kendimi geri çekmeye başladım.
4S kuralı olarak tabir edilir ya hani, Seveni s.kerler, s.keni severler diye. İşte benim bu lafa inancım sonsuz. Bu güne kadar beni hiç yarı yolda bırakmadı. Tabii istisnai durumlar söz konusu olabiliyor ama genel anlamda işin özü bu 4S kuralından geçiyor.
Telefon numaramı istedi, İzmir 'e geldiğimizde, yazıp verdim numarasını falan da istemedim. Muhtemelen arar düşüncesindeyim.
Eve gelince hatun malzeme oldu tabii... Hani o an olmasa bile daha sonrasında erkek beyni gördüğü her vücut çizgisini malzeme olarak kullanıyor.
Çok okudum şimdi yazma vakti
Bir iki satırlık giriş yazısı yazarak başlasam bloglamaya daha iyi olacak. Beceremem ilk yazıdan öyle uzun uzadıya anlatmayı... Geleceğe dair vaatlerimi sunayım bir politikacı edasıyla ve sonradan gerisi gelsin...
Otobüs yolculuğunu anlatarak başlayacağım yazmaya sonrasında bir çok şeyi paylaşacağız sizlerle.
Güzel şeyler anlatacağım emin olun. Bak burada Erkek Sözü veriyorum :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


